Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales – Tahlil

48


Karayip Korsanları serisi bir kez daha, bütün olarak beşinci kez karşımızda ve beşinci kere Jack Sparrow, hayır, Kaptan Jack Sparrow ile güvenli olmayan, karanlık sulara açılıyoruz. Peki bu zorunlu bir gezi mu? O Kadar sayılmaz.

Karayip Korsanları sersisinden yalnızca birincil filmi net olarak hatırlıyorum. Çünkü en beğendiğim, beni en sıkmayan ve en görkemli film o idi. Aslında güzel bir korsan evreninin temellerini atan bu film, keza set ve sahne seçimleri, keza oyuncuları, keza de merak uyandırıcı hikayesi açısından sahiden sağlam bir yapımdı. Ama maalesef seri, Disney’in para saymaktan nasır tutmuş parmakları aralarında hatırladığımızdan çok bambaşka, yararsız ve içi abes bir fabrikasyona dönüşmeye başlamıştı. Birincil filmden sonra çıkanların birçok bir öncekinin aynısı, sadece birkaç şey değişmiş haliydi. giderken iki ve üçüncü filmleri de severim, yalnızca birincil film dek akılda kalıcı değildi. Dördüncü filmi hiç mi hiç hatırlamıyorum. öyle uçucuydu.

Beşinci filmden böylece bir umudum yoktu, yani beklentilerimi gerçekten düşük tutarak girdim filme. Bunu yaptığıma da pişman olmadım, zira şimdiden anlamış olacağınız gibi, gerçekte sorunlu bir film izledim.

Bana sorarsanız, Karayip Korsanları serisinin bozulma sebeplerinin başında, karakterlerin yük sırasının değişmesi geliyor. Hatırlarsanız serinin ilk filminde, hatta olur ya ikinci filminde de Johnny Depp’in canlandırdığı ikonik şahsiyet Kaptan Jack Sparrow başlıca kişilik yok, tam aksine tezgâhtar karakterlerden birisiydi. Onun arkadaki planda bulunması ayrıca seriyi daha önemli kılıyor, hem de Jack Sparrow karakterinin daha akılda kalıcı ve merak uyandırıcı olmasını sağlıyordu. Ne zaman fakat Jack Sparrow ön plana itildi ve ciddi, altı batmış karakterler bir kenara bırakıldı, işte serinin çehresi de o süre değişti. Karayip Korsanları bundan böyle Jack Sparrow’a özel bir spin-off serisi olmuştu.

Beşinci filmde de işler değişmiyor. Jack Sparrow odaklı, sıradan bir Karayip macerasına atılıyoruz. Fantezi, serüven ve komedi elementlerini karıştırıp ortaya seyiri güzel bir meslek çıkarmaya çalışan Disney, maalesef amaçladığı şeyleri başaramamış. iyice ne olacağına karar verememiş bir yapım var karşımızda. Hatta basitçe açıklamak gerekirse, minimum Jack Sparrow değin dengesiz olduğunu söyleyebilirim.

Yeni filmde Henry adlı genç bir denizci ile karşılaşıyoruz. Poseidon’un Çatalı’nı bulup babası Will Turner’ın üzerindeki laneti kaldırmaya çalışan bu genç, çok geçmeden yeni mürettebatı ile karşılaşıyor ve kendisini hiç ummadığı anda, ummadığı bir maceranın içinde buluyor.

Film yeniden seriden alışık olduğumuz o ilginç, grotesk havayı yansıtmayı mükemmel bir şekilde başarıyor. Salazar’ın etkileyici görüntüsü gerçekte aklınızda kalabilecek cinsten. Zaten filmde özellikle de o sahneleri beğendim. Fiilen izlemesi ve görmesi keyifliydi. Ama maalesef bu film için diğer anlatılacak bir şey değil.

Seriye banal bir ekleme olarak gelen Dead Men Tell No Tales, kötü bir film değil. Fakat günün sonunda yeniden bir diğer Karayip Korsanları filmi olmaktan öteye gidemiyor. Filme girdiğinize pişman olmazsınız, ancak çıktıktan sonradan da “ne gerek vardı ya?” demeniz fazla muhtemel.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Seo Ajansı Seo çalışmaları Of page seo eTicaret danışmanlığı ezine peyniri en iyi ezine peyniri ezine peyniri nereden alınır ezine inek peyniri ezine koyun peyniri ezine keçi peyniri