Riptale – Analiz – Inceleme

79


Günümüzde eski oyunlara istek fazla. Indie oyun piyasası, genelde piksel tarzındaki oyunlara yönelmiş durumda. Yapması, geliştirmesi ve oynanması baya basit olan eski stil oyunlar, genelde belirtilmiş bir kitlenin dikkatini epeyce çekiyor. Riptale ise benim gibi bir retro aşığının halen oynadığı ve hoşgörü aldığı yapımlardan biri.

Her ne değin, “Ejderhanın biri canımızı sıkıyor, lütfen git hallet şunu.” gibi klişe bir konuyla başlasa da, oynanışa geçince konuyu bir şekilde unutuyorsunuz ve aklınızda yalnızca “Nasıl kombo çıkarırım?” gibi sorular beliriyor. Bana Kalırsa kendi deneyimim buydu. Ilk oynayışımda hikayeye daha önem verdiğimi zannetiğim yapım, oynanışa geçince iyice yapıma odaklanıyorsunuz. Daha fazla The Binding of Isaac gibi, rastgele odalar (daha doğrusu bölümlerden) oluşuyor. Bütün canlarımızı harcayıp, öldüğüzüm süre ise herhangi üç bölümden birinde başlıyoruz. Bulunduğunuz odalar, söylediğim gibi, tesadüfen seçilen platformlar ve odalar oluşuyor ve düşmanlarımızı daha alçak ederek geçiyoruz. Lakin, her ne dek Binding of Isaac’e benzese de, hiçbir düşmanı öldürmeden odadan odaya geçmeniz mümkün.

Yön tuşları, zıplama, atak ve satın alma gibi birkaç tuş bulunduran yapım, bu yönden de NES’e çok benzemiş. NES’e benzerliğinden bahsetmişken Riptale, gerçekte Nintendo Entertainment System’e çıkmış bir oyun gibi duruyor. Grafikleri özellikle 8bit erasını andırırken, oyun-içi toplanabilirler ile ekran filtresi, ayrı kafa bandanaları ve yardımcı hayvan arkadaşlarımızı değiştirebiliyoruz. Toplanabilirler gün geçtikçe azaldığını gördüğümüz minik oyun içi oyunlardan biridir, oysa Riptale’de bu türde yine iyi bir meslek çıkarmış.

Başlangıçta yalnızca basit bir platform oyunu sandığım üretim, beklediğimden daha eğlenceli çıktı. Özellike dövüş sistemi çabuk ve elverişli. Saldırı tuşuna bastığınız lahza belirttiğiniz yöne içten atılan karakterimiz, önünde ne varsa kesip biçiyor. Hatta kombo yapım esnasında zamanın yavaşlaması ile nereye saldıracağınız seçebiliyor ve ona tarafından kombo yapmayı kolaylaştırıyor. Ama, atağı istediğimiz değin kullanmıyoruz, ekranın üstünde bulunan üç adet taş göstergesi, üç kere kılıcımız ile saldıracağımızı gösteriyor, eğer hepsini kullanırsanız karakterimiz saldıramıyor. Belirli olacağı gibi, kısa bir süre içinde her yerde saldırmamız için taşlar her yerde beliriyor.

Grafiksel anlamda, bahsettiğim gibi, NES havası fazla yaygın, ama kan efektleri ve kesilen parçaların savrulması yapımı NES’te oynamadığınızı belirtiyor. Sadece siyah ve beyaz renklerin kullanımı ara sıra göz yorsa da, filtereler ile “Herzamanki” (Gameboy Yeşili), “Sanal Hakikat” (Virtual Zirve Kırmızısı) ve “Solmuş” (CRT televizyon görünümü) ayrı havalar katabiliyorsunuz. Müziklerin ise 8bit ile yapılması ve yaşadığınız aksiyona kadar tam uyması harikulade olmuş.

Maceranızda ataklarımızı ilerletmek için birim içinde mağazalar bulunuyor. Düşmanlardan ya da kırdığımız kutulardan düşen altınlar ile olağan ataklarımızı mağzalardan aldığımız özel özel taşlar ile iki katına çıkarabilir ya da üç kere dövme gibi bilhassa donatabiliyoruz, ki bu da oynanışa çeşitlilik katabiliyor.

Son olarak, Riptale şüphesiz denemeniz gereken minik bir yapım. Bilhassa eski oyunlara karşı bulunan referansları ve akıcı oynanışı ile retro oyuncuların dikkatini çekmeyi başarabilecek gibi görünüyor.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

instagram takipçi hilesi